Efsanevi Babil Kulesi

Tevrat’ta Kur’an’da ve dünyanın birçok bölgesinde yerel efsanelerde bahsi geçen, Tanrıya ulaşmak için inşa edilen, Dünya’nın yedi harikasından biri sayılan ve Babil’in Asma Bahçeleri içinde bulunan Babil Kulesi 5 bin yıl önce Sümerler tarafından Tanrı Marduk adına yapılmış, ulusların ve onların konuştukları binlerce dilin nasıl ortaya çıktığı ile ilgili bir inanış unsuru olmuştur. Akadca, Bâb-ilû sözcüğü Tanrının Kapısı demektir. Sümerce’de aynı anlama gelen sözcük Kadingirra’dır. Eski Ahit’te Babil sözcüğü “Babel” şeklindedir. Bu kelime İbranice Bavel kelimesinden gelir ve Eski Ahit’te “kargaşa, karışıklık” şeklinde açıklanır.

Yahudi ve Hristiyan Kaynaklarına Göre;

Tanah ve Eski Ahit hemen hemen aynı olduğu için her iki dinde Babil bahsi aynıdır. Babil kulesinden Tevrat’ın Yaratılış (Tekvin) kısmında bahsedilir. Nuh’un oğulları Büyük Tufan’dan sonra Sinar (Sümer)’a yerleşmiş, burada bir şehir ve göklere yükselen bir kule yapmak istemişlerdir. Efsaneye göre tanrı kendisine ulaşmaya çalışan insanların kendini beğenmişliğine kızar ve o zamana kadar aynı dili konuşmakta olan insanların dillerini karıştırarak birbirlerini anlamalarını engeller. Bu insanlar dünyanın dört bir yanına savrulur. Kulenin yıkılışı Tevrat’ta anlatılmaz ancak Jubilees veya Leptogenesis olarak bilinen Yahudi belgelerinde anlatılır.

Ve Yehova: “Bunların hepsi tek kavim” dedi. “Konuştukları dil aynı, giriştikleri işi yarıda bırakacağa benzemiyorlar. Gelin toprağa inelim, dillerini ayıralım şunların! Birbirlerini anlayamaz olsunlar.” Ve ademoğulları kentlerini kuramadılar. Oraya Bâbil dendi. Bâbil, yani karışıklık. -Tevrat

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: