İzlerken Kendinizi Dizinin İçinde Hissedeceğiniz 8 Dİzi

İzlerken adeta kendinizi dizinin içinde hissedeceğiniz 8 gerçeklik hissi yaratan dizi

 Mr. Robot

Elliot, gündüzleri bir siber güvenlik şirketinde çalışan sıradan bir programcı, geceleri ise siber intikam peşinde koşan bir hackerdır. Bu asosyal ve sorunlu görünen gencin yolu bir gün bir yeraltı hack grubunun gizemli lideri ile kesişir.

Eliot’un içine kapandığı dünya çok karanlık. Düşünceleri zihninin sürekli meşgul olmasına neden oluyor. Bu meşguliyet, zamanla toplumda ve insanlardaki eksik noktaları görmesine neden oluyor. Mücadelesiyle olası bir geleceğin baş faktörü olarak kendisini buluyor. Onun dile getirdiği düşüncelerde, zaman zaman aklımıza gelen şeyleri görüyoruz.

Sharp Objects

Sharp Objects, kasabasında öldürülen iki genç kızın hikayesiyle birlikte kendi geçmişini de çözmeye çalışan Camille Preaker isimli muhabirin yaşadıklarını anlatıyor. Uzun zamandır görmediği annesi ve üvey kız kardeşi ile bir araya gelen Camille’nin bir cinayeti çözmek için kendi geçmişinden yararlanmasının ardından işler iyice sarpa sarar.

Peaky Blinders

1919’un Londra’sında başlayan hikaye, Tommy Shelby’nin gangsterlik konusunda Al Pacino’nun karakter Tony Montana kadar klasikleşmesini sağlıyor. Geçtiği dönemi son derece başarılı yansıtması nedeniyle olayların içinde hissetmeniz hiç de zor değil.

Stranger Things

80’li yılları kendine fon yapan Stranger Things, dönemin korku filmlerine selam çakmayı atlamayan bir fantastik gerilim dizisi. Listedeki tek fantastik dizi olan Stranger Things’i bu kadar başarılı kılan, hemen hemen herkesle özdeşleşebilecek karakterlere sahip olması. Her bir karakterin başrol kaygısı güdülmeden ekrana geldiği yapımın tüm sezonları su gibi akıp geçiyor. 

Ozark

Başrolde yer alan Jason Bateman’ın yönetmenlik ve yapımcı olarak da katkıda bulunduğu Ozark, Chicago banliyösünde yaşayan sıradan bir ailenin, aile babası Marty Byrde’ın Finans ve Danışmanlık Şirketi’nin Meksika’nın en büyük ikinci uyuşturucu kartelinin para aklama işine karışmasının ve işlerin sarpa sarmasının ardından, ailesini korumak adına eşi Wendy ve Charlotte ile Jonah adındaki iki ergen çocuğuyla, Ozark Platosu olarak bilinen Güney Missouri’ye taşınmasının hikayesini anlatıyor.
Byrde Ailesi için elbette bu kaçış bir son değil, maceralı bir hayatın başlangıcı olacaktır.

Afterlife

Mükemmel bir hayata sahip olan Tony, eşinin ani ölümünün ardından depresyona girer ve radikal bir karar alır. Tony artık insanlara ve kendisine, içinden geldiği şekilde davranmaya başlar. Kendisi de dahil hiçkimseyi umursamayan Tony’nin bu hali çevresindekileri endişelendirir. Tony bu yanını “süper güç” gibi kullanmaya devam ederken diğer tarafta arkadaşları onu eski haline çevirmeye çalışacaktır.

You

Zeki bir New York’lu olan Joe, bir kitapçı işletmektedir. Bir gün kitapçıya gelen Beck, Joe’nun ayaklarını yerden keser. Joe, ilk görüşte Beck’e aşık olmuştur. Joe, sevdiği kızın kalbini kazanmak için her şeyi yapmaya hazırdır. Beck’i elde etmek için teknolojiyi kullanmaya başlayan ve onu her yerde takip eden Joe’nun takıntılı tavırları Beck’in en yakın arkadaşı Peach’ı şüphelendirse de ona engel olamaz. Joe, sonunda Beck’in takipçisi olmaktan çıkıp erkek arkadaşı olmayı başarır. Ancak Joe’nun takıntılı hali artarak devam edince, işler içinden çıkılmaz bir hal almaya başlar.

Chernobyl

Chernobyl, 1986 yılında Ukrayna’da Çernobil nükleer santralindeki patlama ve sonrasında yaşananları konu ediyor. Yaşanan trajik kazanın ardından SSCB, olayın araştırılması için ülkenin önde gelen nükleer fizikçilerinden Valery Legasov’u görevlendirir. Sovyet Başkan Yardımcısı Boris Shcherbina ile birlikte kazayı incelemeye giden Valery, olayın nasıl meydana geldiğini öğrenmek ve felaketin boyutlarını kontrol altına almak için zorlu bir mücadele verir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: