Henüz 18’imdeyken

Henüz 18’imde
Ezilen tırnaklarımla kazandım,
Pamuk kadar yumuşak ekmeğimi.
Rüzgarın fısıltısını
İlk kez açlığımda öğrendim.
Henüz hovardalıklarım olmadı pek
Aydan aya yıldan yıla..
Bir uçurumun yaldızlı örgüsünde,
Aşka inandım.
Ayrılıklarım uçuştu,
İhtiyar kestane ağaçlarının dallarında.
Henüz 18’imdeydim,
Henüz tatmıştım
Dumanı ayışığında kaybolan tütünün
bakır sersemliğini,
Henüz ayışığında..
Kabarık, bakır tuğlaların sokağından
Sükûnla geçmek gelmedi içimden,
Şarkılarla attım adımlarımı
Yalnız şarkılarla hayat bulan.
Hıncahınç yozlaşırken memleketim,
Buladım parmaklarımı
Çelik mürekkebin doğruluğuyla.
Yalnız 18’imde açtım eğrilikle gözlerimi
Ondan öncesine dair bir şey hatırlamam.
İzmir’i tattım 18’imde
İzmir; başlı başına, apayrı ve büsbütün
Bembeyaz bir tül kadar ak bir memlekettir,
İzmir, boz denizlerin anası,
Gökyüzünün her karadan yüz bulan
Dingin maviliğidir.
Ben ki 18’imde tekrar ve usanmadan
İzmir’imde doğmak,
Aynı kararlılıkla
İzmir’imde ölmek isterim.
Ah Ege’m! Seni bir görsem
Karşımda dimdik güzelliğinle,
Hacminle, tazeliğinle,
Bir yudumda susamışken maviliğine
İçsem yudum yudum,
Damlaların süzülse aynı maharetiyle.
Ah Ege’m seni yüreğimde
Bir cevher gibi taşısam
Henüz 18’imdeyken,
Seni, bir tek seni ağlasam
Henüz 19’uma varmamışken..

ÇAĞRI KILDI

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: